Ihhım, ıhm! Efem öncelikle hoş geldiniz, zaten buralarda olanları da hoş gördük.
Dil ucu katibi nerden çıktı?
O dilimin ucuna kadar gelipte diyemediğim sözcükler var ya, işte onlar hep bana girdi bugüne kadar. İçerde çoşkuyla patlayan bu sözcükler bugünden itibaren bir havayi fişek görselliğinde halkla paylaşılsın istedim.
Dedem hep söylemiştir "bir lafı bin düşün bir söyle" diye. Kimi zaman, öyle çok birikip, salya gibi ağdalı bir kıvamda dilimizin ucundan şıp diye damlayıveren bazı sözcükler de, değerli büyüğümüz Orhan abimize de şarkı yazdırmış "Dil yarasııı, dil yarası!" diye inim inim inletmiştir.
Bazen de dilimize ağır gelen sözcükleri bir Naim Süleymanoğlu Herküllüüünde kaldırmaya, dayanmaya çalışasak da, an gelip ayna karşısında sülliyetimize bakıp en içten sövgülerle dilimizin ucundan azad ediveririz.
İşte "dil ucu katibi" burdan çıktı. Tam olarak da soru şudur:
- kardeşim söylenmiyorsa, yazılmaz mı peki bu dilimin ucundakiler?
Cevap basit: yiyorsa yaz.
Yemeli bence işte, yedirenbilenler şu an itibariyle muhtemelen daha huzurlular. Dillerine, akıllarına, ruhlarına yük etmeden sözçüklleri, "falan kırılırmı? Beriki üzülür mü?" Demeden sözcüklerini tüketebilenler daha huzurlular.
Bende dili anca kendine kuvvetli olanlardan biri olarak, parmaklarımı klavyede dans ettirmeye karar verdim. Veeee şüper bir kahraman gibi Dil Ucu Katibi oluverdim.
Ahan da, budur!
Murat POLAT Mobil E-posta

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder