Ey oğul; Insan güzel şeyler bırakmalı ardında. Anıldığı kadar yaşar insan aslında.
Eliyle, gönlüyle diktiği her tohum, her fidan derin bir muhhabet ile düşmeli toprağa. Ne demişler "ne ekersen onu biçersin" ve "rüzgar eken fırtına biçer". Her gün aynı ehemmiyeti vereceksin sevdiklerine, yaprak solar, dal kurur ama sen bileceksin budayıp yeşertmeyi. Yoksa gönlünde elinin değdiği fidanı diriltme kudreti, neylesin toprağın, suyun, güneşin hikmeti. Güzel söz ile besle sevdiklerini, aş dediğin ancak doyurur nefsini. Saygını hürmetini eksik etme ki, gözden düşmeyesin. Ecdadından, eşini ve eşinden herkesi tek bil. Onlardan alamadıklarını, kendi tohumlarından esirgeme, özlemini çektiğin her duyguyu misliyle ver onlara. Sabırla başla her güne, unutma ki o sabırdır diktiğin tohumları dönüştüren meyveye. Orman dediğin yekpare ağaç değil, koca bir habitat, ne kadar büyür ve genişlerse o kadar güzelleşir orada hayat. Eksik etme tabi; es, yağ, gürle poyraz gibi lakin uzun etme hoş et yine sevdiğin gönülleri bir meltem gibi.
Gün döner, zaman geçer! Saçında sakalında karalar kar olduğunda, elin ayağın bithap olduğunda, sebep olduğun orman tutar seni hayatta. Velhasıl-ı kelam; insan güzel şeyler bırakmalı ardında tıpkı senin gibi. Bir eyyamıbahur günü bir tas su koy önüne ikindi vakti, Gül cemâlin aks ettiği o vakit görecek ve anlayacaksın sana bıraktığımız hazineyi.
Murat POLAT Mobil E-posta
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder